Şubat 21, 2013

AŞK DİYE BİRŞEY...



Hergün rutin konularımızdan biri nedense 'evlilik'.
Bu akşam da yemekte konu yine evlenmekten açıldı.
Şu an tam olarak buraya nerden geldik, inan hatırlayamıyorum.
Ama şunu farkettim ki, iyi hoş, evlilikten bahsediyoruz da...
Aşktan hiç bahsettiğimiz yok.

Ben de sana evlenmeden önce, evleneceğin insana aşık olman gerektiğini anlattım.
Pek tabii ki, 'AKŞ ne anne?' diye sordun hemen.
Ne yalan söyleyeyim, aklıma ilk gelenleri sıraladım :
'İşte böyle ...mesela sen... Bi' kızı görürsün, onu görünce heyecanlanırsın, çok sevinirsin , kalbin hızlı hızlı atar... İşte ona, aşk denir.'

Bir süre çatalı bırakıp düşündün.
Ben de fırsatı değerlendirip, senin aşık olduğunu düşündüğün biri var mı acaba, diye sordum. :)
Sen bir süre daha düşündün. Nefesimizi tutmuş, gözlerimizi dikmiş, sana bakıyorduk.
Tam ümidimizi kesip yemeğe dönecekken sen cevap verdin :
'Iııı....ıııııı....Bi' kız var ya... Basketbol arkadaşım kız...Adı neydi anne?'
'Helen mi?'
'Evet Helen...İşte onu görünce KALBİM HIZLI HIZLI BATIYO.'
:))))
Dakikalarca güldüm :))

Ahh ! Bu arada, konu açılmışken söyleyeyim : O kız olmaz, aklında bulunsun da :)

CAYINS FONDS !!!





Çocukların izleyebileceği filmler vardır. Bir de izleyemeyecekleri filmler vardır.
Bir de çocuklarla film izlemenin 'şahane bir fikir' olmadığını düşünen büyükler vardır. (bkz. Ben)
Ve bir de, dört yaşındaki bir bıdıkla James Bond (Skyfall) izleyebileceğine inanan büyükler vardır. (bkz. Baba insanı)

Pek tabii ki, filmin başından sonuna kadar bir dakika susmadın.
Önce Adele'in Skyfall şarkısına 'Üzgün bir şarkı' dedin ve dakikalarca neden üzgün olduğunu sordun.
Sonra Judi Dench'i anneannene benzettin  (ki kendisi bundan mutluluk duyacaktır).
Filmin her 'korkunç' sahnesinde kaçıp, masanın altına saklandın. :)

Ame en güzeli James Bond için endişelendiğin anlardı :
'Anne, Cayıns Fonds (James Bond) nasıl çıkacak o denizin içinden?'
'Çıkar oğlum.'
'Babam da çıkar, di mi anne?'
'Çıkar oğlum.'
'Babamın çok güçlü kasları var di mi anne?'
'Evet oğluuuuum. Bi' sus oğluuuum. Bi' sus da filmi izleyelim evladım.' :)

ÇİZGİ FİLM REPLİKLERİ II.

Al işte...
Bir şahane çizgi film repliği daha:

' Oğlum, oyuncaklarını topla! Birazdan giyinip çıkacağız.'
' Biliyodum anne!!! Sana güveniceeemi biliyodum.'

Neden? Niçin? Nasıl? :)

KUTUP AYILARI



Nedendir bilinmez, seninle Kuzey Kutbu'yla ilgili bir belgesel izliyorduk.
Dünya ısınıyor, buzlar eriyor, yer değiştiriyor ...
Ve tabii hayvanlar da bundan etkileniyor.
Derken televizyon kutup ayılarını göstermeye başladı.
Öncelikle seni onların ayı olduğuna inandırmak zorunda kaldım.
Nedense bir süre köpek oldukları konusunda ısrar ettin. :)

Belgeselin bir yerinde, iki kocaman erkek kutup ayısı, aynı dişiyle çiftleşmek için, biribirlerini kıyasıya hırpalamaya başalamasınlar mı...
Tabii sen durur musun? Hayır , durmazsın elbette.
Derhal bana, bu iki ayının neden kavga ettiğini sordun.
.....................
İşte, anne olmak garip birşey. Bir yandan sana asla yalan söylemek ya da birşeyleri yanlış 'belletmek' istemiyorum.
Öte yandan da, gerçekleri 120 bin filtreden geçirip senin için sadeleştirmek ve anlaşılır kılmak zorundayım.
Ama sanırım anne kafası (!) diye birşey var :P
Ve bu kafa öyle garip çalışıyor ki; yalan söylemeden filtrelenmiş açıklamaları bir kaç saniyede bulabiliyorum :P
Şöyle ki:
'Kutup ayıları kavga ediyorlar annem, çünkiiiii.... İkisi de.... Aynı kızla evlenmek istiyor.Evet...'

Teknik olarak doğru mu? Doğru :)

YILBAŞI BABASI

Memleket, yılbaşını mı kutluyoruz, Noel'i mi kutluyoruz; yok çam süslemek kültürümüzde var mı, yok mu tartışadursun...
Sen çift dilli ve kültürlü bir çocuk olarak kendince herşeyi mantıklı bir çerçeveye oturtmayı başarmışsın.
Eğer babanla konuşuyorsan,Noel Baba'nın adı : Babbo Natale (bkz. İta.)
Eğer benimle konuşuyorsan,Noel Baba'nın adı : Yılbaşı Babası !!!

Bence süper bir buluş.
Tebrikler ;)

BABA ŞEHİR DIŞINA GİDERKEN...

- Babam uzun zaman mı geliyo?
- ??? Yok. Öbür gün dönecek.
- Ahhh! Onu çok össliycem anne!
- Biz de seni çok özleyeceğiz yalnız.
- Niye anne?
- Yemeğini bitirmezsen, birazdan seni dışarı atacağım da ondan. O zaman seni gerçekten çok özleyeceğiz.
- ......Papaaaaaa! Mamma mi butta fuoriiii! (Baba, annem beni dışarı atıyor)

İspiyonculukta iki dili de kullanıyorsun :))

ÇİZGİ FİLM REPLİKLERİ I.



Bir dili sadece aile çevresinden, okuldan, kitaplardan öğrenme çağını çoktan geçtik.
Pek tabii ki televizyondan da inanılmaz derecede çok kelime ve cümle öğreniyorsun.
Ve bazan öyle bir yerde öyle bir 'çizgi film repliği' söyleyiveriyorsun ki...
Gülmekten ölüyorum. :)

Geçen gün yine seninle bazı işlerimizi halletmek için sokaklardaydık.
Öncelikle ortopedist randevularımda bana katıldığın için sana teşekkür ederim.
Hastaneden çıkışta küçük bir Tunalı Hilmi yürüyüşü ikimize de iyi geliyor.
Acıktığın için caddenin tam ortasındaki meşhur bir fast food mekanına oturduk.
Kış ama hava güzel! Bu durumda biz de dışarda oturduk.
Sen bir hamburger, ben de salata söyledim.
( Muhtemelen senin bunu okuduğun 20'li yaşlarında da hala rejimde olacağım :P )

Bu arada ben farkettim ki, mekan son derece pis.
Benim öyle hijyenik bir anne olmadığımı biliyorsun ama, sonuçta pis bir yerde yemek yemek de...
Her neyse, cinlerim tepeme çıktı. Servis değiştirttim falan.

Derken yemekler geldi. Ben başladım içimden söylene söylene salatamı didiklemeye.
Seninse bu durum hiç umrunda değil tabii :)
Hamburgerini iki minik elinin arasında tutup, kocaman ısırdın.
Sonra da herkesin masamıza dönmesine neden olacak şekilde haykırdın:
' Yemin ederim; çok başarılılar anne! Onlarla gururrr duyuyorum! '
Artık onlarla niye gurur duyuıyorsan :)))
Ya da yemin etme nedenin nedir ?? :)
Sana ters ters bakardım ama...Hadi neyse :))

SİLAĞYA DÖNÜŞEN PARMAKLAR

Seni silah, tabanca, savaş oyunları vesaireden uzak tutmak konusunda ebeveyn olarak gösterdiğimiz çaba takdire şayan.
Şu ana kadar sana hiç 'top-tüfek' almadık.Su tabancası dahil.
Gel gelelim, okul dediğin yer başka bir dünya.
Okula tabancalarıyla gelen hatta kamuflaj kostümlerle gelen çocuklar olabiliyor.
Eh, doğal olarak sen de yavaş yavaş silah nedir, tabanca ne işe yarar öğreniyorsun :/
Bir de okul; arkadaş edinmek için harika bir yer olduğu kadar, 'küçük düşmanlar' edinmek için de harika bir yer.
Geçen seneki okulunda, sürekli sana vurduğu için şikayet ettiğin, kötü çocuk dediğin bir Ege vardı.
Bu seneki amansız düşmanının adı ise Çağın.
Her gün evde Çağın'la ilgili bir dolu kavga hikayesi anlatıyorsun şu ara.
Sen ve kankaların polismişsiniz de, o da hırsızmış da...Onu yakalıyormuşsunuz da...
Bunları anlatırken o minik parmaklar bir silah şeklini alıp, 'dışiyn dışiyn' diye ateş ediyor.
Sen buna ateş etmek değil, 'silah vermek' diyorsun.
Sömestr tatilinde birgün -okulu özlemiş olacaksın ki- bana şöyle dedin:
'Okulda Çağın'ı görErsem, parmaklarım silaĞya dönüşEr anne!!!'

Parmakların silağya dönüşmesin emi çocuk ! Anne tavsiyesi :)

İKİ DİL ARASINDA...

Çoğu zaman iki dil arasında ( italyanca-türkçe / türkçe-italyanca) farkında olmadan çeviri yaptığını farkettim.
Geçen gün Kuğulu Park'ta 9-10 yaşlarında bir kız çocuğu gördün.
Büyük bir heyecanla ona, şöyle bağırdın :
'Melaba Büyük Kız!'
'melaba büyük kız' ????
Büyük kız yani 'bambina grande' .
Motomot çeviri diye buna derim işte :)