Hayat ne zor değil mi anneciğim? Ne tuhaf yarışlara çekiyorlar insanı daha şimdiden.
Demin bir 'selfie' yaptık. Baktım ki sen müthiş üzgün çıkmışsın fotoğrafta.
Nedenini sordum; " çünki herşeyi iyi yapmak istiyorum ama yapamıyorum anne. Kızlar kadar iyi resim yapmak istiyorum. Onlar gerçek gibi yapıyolar. Benimki kötü oluyo. Öğretmen kesmek, yapıştırmak için zaman tutuyo...Ben bazen geç yapabiliyorum. "
.............
O kadar üzüldüm ki... 'Ama kimse de senin kadar iyi dans edemiyor. ' falan dediysem de... iknâ olmadın.
Ah bitanecim, ne erken başlanıyor bu yarışlara.
Daha bunun Osmanlıcası var bir de...
Ebeveyn olmak demek; endişeli olmak demekmiş, anladım.
SEN KÜÇÜKKEN...
Bu blog oğlumun yeni yeni konuşmaya başladığı zamanlardan, artık bilmiyorum, ne zamana kadar ki ilginç anekdot ve cümlelerini unutmamak, unutturmamak ve kayda geçirmek amacıyla kurulmuştur :)
Aralık 08, 2014
BAŞARI...
GERÇEKÇİ AKIMIN TEMSİLCİLERİNDEN...
- Gökyüzündeki birşeyin resmini yapınız... Ne çizeceksin annecim?
- Güneş... Ama öyle gözünü ağzını filan yapmıycam anne. 'Gerçekçi' bi' güneş yapmak istiyorum!
- .........
Oğluşum, anaokulundasın sen daha yavrum. Hatırlatırım. Gerçekçi güneş nedir yahu? :)
Aralık 07, 2014
KEDİ VE KARDEŞ VS SEN
Bu Angry Birds'in pistli mistli bi' oyuncağı var. Gece gece onu indirttin bana taa tepelerden. Getirdin salonun orta yerine. Döktün bütün parçaları...
Eh... Sonuç gayet öngörülebilir: Önce emekleyerek kardeşin, sonra da kendini sizin kardeşiniz olduğuna inandırmış olan yavru kedimiz İncir, olay mahâline duhûl oldular ışık hızıyla.
Oyuncakların üzerine kapandın olmadı... Bağırdın olmadı... Önce kediciği, sonra kardeşini ittirdin olmadı.
En sonunda çaresizce haykırdın: "Anne lütfen al şunları burdan. Ben artık 'mücaLede' edemiyorum bunlarlaaaa!! "
:))
KALPLERİMİZİN RENGİ
- Anne, biliyor musun? Sınıfta bi' tane çocuk var Kayra diye... O çok kötü bi' çocuk. Yani siyah kalpli biri.
- Kötülerin kalbi siyah mı oluyomuş?
- Evet.
- İyiler ne renk kalpli peki?
- İyilerin kalbi kırmızı olur. Senin, babamın, benim, bi' de Karin' in (love story/ sonra anlatmalıyım) kalbi kırmızı...
- Hımm... Başka renkte kalbi olan insanlar da var mı?
- Bi' de mavi kalpliler var.
- Mavi kalpliler??? Onlar nasıl insanlar?
- Yani mavi kalpliler yönetici kişilerdir. Yani krallarla kraliçelerin kalbi mavi olur...İşte onlar böyle zayıf kişileri yönetirler anne.
- ..............
Daha 5,5 yaşındasın ve sana hayranım :)
Ekim 21, 2014
ATATÜRK'üm
- Yarın çok yakışıklı olmalıyım anne!
- O niye çocuğum?
- Ya anne! Beni bilirsin işteee...
- Kime hava atacaksın?
- Yok anneee. Yarın Anıtkabir' e gidicez. Atatürk'üm için...
Bağzı (!) şeyleri çocuk aklı biliyor. Manipülasyonsuz hem de :)
Temmuz 09, 2014
DEREOTU
Bir türlü seni hala çok ama çok sevdiğime ikna olmuyorsun.
Neyse ki son derece açık yürekli bir çocuksun ve kıskandığın zaman, 'ühüüüüüü-hüüüü kıskandııııııım' diye ağlayarak odana gidip, duygularını mükemmel biçimde dışa vuruyorsun :)
Seni anlıyorum. Kolay olmadığını biliyorum. Ama gelgelelim biraz abartı da yok değil hani...
Örnek: Dün okul çıkışı alış-verişimizi yaptık, eve dönüyoruz. Bebek arabasının alt sepetine yerleştirdiğim torbalardan birinin ağzı açılmış...Dereotu da, sen poşetinle birlikte ordan yerlere düş mü??!
Neyse...Poşet içindeki dereotunu aldım yerden; alırken de 'ah benim güzel dereotum, nasıl da düştün öyle yerlere' dedim.
Hay demez olsaydım.
Anında o minik kaşlar aşağı doğru düştü.Dudaklar büzüldü, gözler karardı...Eve doğru ağlayarak koşarken sen, o cümle yankılandı sokakta:
-SEN DEREOTUNU BENDEN DAHA ÇOK SEVİYOSUN ANNEEEEEEE!!!!
Mayıs 29, 2014
YENİ BİR HAYAT
Görüldüğü üzre bir yılı aşkın süredir hiç bir şey yazmamış annen.
Bunun değişik nedenleri var.
Ama tabii bu nedenlerden hiç biri senin 'susman' değil.
Zaten böyle bir şey mümkün değil.:))
Şöyle şeyler oldu:
Artık bir kardeşin var!!!
Tabii hayatımızın 10 ayını hamileliğe, şimdilik 2,5 ayını da kardeşçiğine ayırdık.
Bu arada memlekette öyle kolay unutulmayacak şeyler oldu.
Geçen yılın Haziran ayını unutur musun bilmem ama unutursan da...google'a 'gezi parkı 2013' yazarsan...geçen sene neler olduğunu, neler yaşandığını öğrenir ve belki bizim yaşadıklarımızı da hatırlarsın. :(
Hergün beni şaşırtmaya, yüzümü güldürmeye, komik şeyler söylemeye ve kendince hayatı keşfetmeye devam ediyorsun canım oğlum.
Ama ben artık çok daha endişeliyim gelecekten. Seni ve kardeşini güzel bir dünyaya getirebilseydim keşke... Neyse...
Seni seviyorum yakışıklı oğlum.
Çok havalısın, merak etme ;)
Not: Yazmaya ve maceralarını anlatmaya devam edeceğim.
Mart 03, 2013
SOMEBODY THAT I USED TO KNOW
Şu an seninle tv'de, müzik kanallarından birinde Gotye/Somebody That I Used To Know'u izliyoruz.
Şarkının linkini vereceğim.Mutlaka dinle ilerde.
Link çalışmazsa da biryerlerden ara bul.
Zira şarkı 2012''nin ve bence çok uzun bir zaman dilimin de en iyi şarkısı.
Gelelim senin 'video' boyunca dillendirdiğin şahane yorumlarına:
- Aaa! Anne, bu benim eskiden çok sevdiğim bi' şarkıydı.
Hatırlıyorum.Ama şimdi 'Gammıstay'ı (gangnam style) seviyorum artık.
-Anne neden adam giyinmemiş?
-Anne neden makyaj geliyo kendi kendine?
-Anne?? Niye 'Nooo' (know) diye bağılıyo kız (Kimbra), makyaj yapmalarını istemediği için mi?
-Yine de ben artık Gammıstay'ı seviyorum anne.
:))) Seni yerim bebe!
http://www.youtube.com/watch?v=8UVNT4wvIGY
Şubat 21, 2013
AŞK DİYE BİRŞEY...
Hergün rutin konularımızdan biri nedense 'evlilik'.
Bu akşam da yemekte konu yine evlenmekten açıldı.
Şu an tam olarak buraya nerden geldik, inan hatırlayamıyorum.
Ama şunu farkettim ki, iyi hoş, evlilikten bahsediyoruz da...
Aşktan hiç bahsettiğimiz yok.
Ben de sana evlenmeden önce, evleneceğin insana aşık olman gerektiğini anlattım.
Pek tabii ki, 'AKŞ ne anne?' diye sordun hemen.
Ne yalan söyleyeyim, aklıma ilk gelenleri sıraladım :
'İşte böyle ...mesela sen... Bi' kızı görürsün, onu görünce heyecanlanırsın, çok sevinirsin , kalbin hızlı hızlı atar... İşte ona, aşk denir.'
Bir süre çatalı bırakıp düşündün.
Ben de fırsatı değerlendirip, senin aşık olduğunu düşündüğün biri var mı acaba, diye sordum. :)
Sen bir süre daha düşündün. Nefesimizi tutmuş, gözlerimizi dikmiş, sana bakıyorduk.
Tam ümidimizi kesip yemeğe dönecekken sen cevap verdin :
'Iııı....ıııııı....Bi' kız var ya... Basketbol arkadaşım kız...Adı neydi anne?'
'Helen mi?'
'Evet Helen...İşte onu görünce KALBİM HIZLI HIZLI BATIYO.'
:))))
Dakikalarca güldüm :))
Ahh ! Bu arada, konu açılmışken söyleyeyim : O kız olmaz, aklında bulunsun da :)
CAYINS FONDS !!!
Bir de çocuklarla film izlemenin 'şahane bir fikir' olmadığını düşünen büyükler vardır. (bkz. Ben)
Ve bir de, dört yaşındaki bir bıdıkla James Bond (Skyfall) izleyebileceğine inanan büyükler vardır. (bkz. Baba insanı)
Pek tabii ki, filmin başından sonuna kadar bir dakika susmadın.
Önce Adele'in Skyfall şarkısına 'Üzgün bir şarkı' dedin ve dakikalarca neden üzgün olduğunu sordun.
Sonra Judi Dench'i anneannene benzettin (ki kendisi bundan mutluluk duyacaktır).
Filmin her 'korkunç' sahnesinde kaçıp, masanın altına saklandın. :)
Ame en güzeli James Bond için endişelendiğin anlardı :
'Anne, Cayıns Fonds (James Bond) nasıl çıkacak o denizin içinden?'
'Çıkar oğlum.'
'Babam da çıkar, di mi anne?'
'Çıkar oğlum.'
'Babamın çok güçlü kasları var di mi anne?'
'Evet oğluuuuum. Bi' sus oğluuuum. Bi' sus da filmi izleyelim evladım.' :)
ÇİZGİ FİLM REPLİKLERİ II.
Bir şahane çizgi film repliği daha:
' Oğlum, oyuncaklarını topla! Birazdan giyinip çıkacağız.'
' Biliyodum anne!!! Sana güveniceeemi biliyodum.'
Neden? Niçin? Nasıl? :)
KUTUP AYILARI
Nedendir bilinmez, seninle Kuzey Kutbu'yla ilgili bir belgesel izliyorduk.
Dünya ısınıyor, buzlar eriyor, yer değiştiriyor ...
Ve tabii hayvanlar da bundan etkileniyor.
Derken televizyon kutup ayılarını göstermeye başladı.
Öncelikle seni onların ayı olduğuna inandırmak zorunda kaldım.
Nedense bir süre köpek oldukları konusunda ısrar ettin. :)
Belgeselin bir yerinde, iki kocaman erkek kutup ayısı, aynı dişiyle çiftleşmek için, biribirlerini kıyasıya hırpalamaya başalamasınlar mı...
Tabii sen durur musun? Hayır , durmazsın elbette.
Derhal bana, bu iki ayının neden kavga ettiğini sordun.
.....................
İşte, anne olmak garip birşey. Bir yandan sana asla yalan söylemek ya da birşeyleri yanlış 'belletmek' istemiyorum.
Öte yandan da, gerçekleri 120 bin filtreden geçirip senin için sadeleştirmek ve anlaşılır kılmak zorundayım.
Ama sanırım anne kafası (!) diye birşey var :P
Ve bu kafa öyle garip çalışıyor ki; yalan söylemeden filtrelenmiş açıklamaları bir kaç saniyede bulabiliyorum :P
Şöyle ki:
'Kutup ayıları kavga ediyorlar annem, çünkiiiii.... İkisi de.... Aynı kızla evlenmek istiyor.Evet...'
Teknik olarak doğru mu? Doğru :)
YILBAŞI BABASI
Sen çift dilli ve kültürlü bir çocuk olarak kendince herşeyi mantıklı bir çerçeveye oturtmayı başarmışsın.
Eğer babanla konuşuyorsan,Noel Baba'nın adı : Babbo Natale (bkz. İta.)
Eğer benimle konuşuyorsan,Noel Baba'nın adı : Yılbaşı Babası !!!
Bence süper bir buluş.
Tebrikler ;)
BABA ŞEHİR DIŞINA GİDERKEN...
- ??? Yok. Öbür gün dönecek.
- Ahhh! Onu çok össliycem anne!
- Biz de seni çok özleyeceğiz yalnız.
- Niye anne?
- Yemeğini bitirmezsen, birazdan seni dışarı atacağım da ondan. O zaman seni gerçekten çok özleyeceğiz.
- ......Papaaaaaa! Mamma mi butta fuoriiii! (Baba, annem beni dışarı atıyor)
İspiyonculukta iki dili de kullanıyorsun :))
ÇİZGİ FİLM REPLİKLERİ I.
Bir dili sadece aile çevresinden, okuldan, kitaplardan öğrenme çağını çoktan geçtik.
Pek tabii ki televizyondan da inanılmaz derecede çok kelime ve cümle öğreniyorsun.
Ve bazan öyle bir yerde öyle bir 'çizgi film repliği' söyleyiveriyorsun ki...
Gülmekten ölüyorum. :)
Geçen gün yine seninle bazı işlerimizi halletmek için sokaklardaydık.
Öncelikle ortopedist randevularımda bana katıldığın için sana teşekkür ederim.
Hastaneden çıkışta küçük bir Tunalı Hilmi yürüyüşü ikimize de iyi geliyor.
Acıktığın için caddenin tam ortasındaki meşhur bir fast food mekanına oturduk.
Kış ama hava güzel! Bu durumda biz de dışarda oturduk.
Sen bir hamburger, ben de salata söyledim.
( Muhtemelen senin bunu okuduğun 20'li yaşlarında da hala rejimde olacağım :P )
Bu arada ben farkettim ki, mekan son derece pis.
Benim öyle hijyenik bir anne olmadığımı biliyorsun ama, sonuçta pis bir yerde yemek yemek de...
Her neyse, cinlerim tepeme çıktı. Servis değiştirttim falan.
Derken yemekler geldi. Ben başladım içimden söylene söylene salatamı didiklemeye.
Seninse bu durum hiç umrunda değil tabii :)
Hamburgerini iki minik elinin arasında tutup, kocaman ısırdın.
Sonra da herkesin masamıza dönmesine neden olacak şekilde haykırdın:
' Yemin ederim; çok başarılılar anne! Onlarla gururrr duyuyorum! '
Artık onlarla niye gurur duyuıyorsan :)))
Ya da yemin etme nedenin nedir ?? :)
Sana ters ters bakardım ama...Hadi neyse :))
SİLAĞYA DÖNÜŞEN PARMAKLAR
Şu ana kadar sana hiç 'top-tüfek' almadık.Su tabancası dahil.
Gel gelelim, okul dediğin yer başka bir dünya.
Okula tabancalarıyla gelen hatta kamuflaj kostümlerle gelen çocuklar olabiliyor.
Eh, doğal olarak sen de yavaş yavaş silah nedir, tabanca ne işe yarar öğreniyorsun :/
Bir de okul; arkadaş edinmek için harika bir yer olduğu kadar, 'küçük düşmanlar' edinmek için de harika bir yer.
Geçen seneki okulunda, sürekli sana vurduğu için şikayet ettiğin, kötü çocuk dediğin bir Ege vardı.
Bu seneki amansız düşmanının adı ise Çağın.
Her gün evde Çağın'la ilgili bir dolu kavga hikayesi anlatıyorsun şu ara.
Sen ve kankaların polismişsiniz de, o da hırsızmış da...Onu yakalıyormuşsunuz da...
Bunları anlatırken o minik parmaklar bir silah şeklini alıp, 'dışiyn dışiyn' diye ateş ediyor.
Sen buna ateş etmek değil, 'silah vermek' diyorsun.
Sömestr tatilinde birgün -okulu özlemiş olacaksın ki- bana şöyle dedin:
'Okulda Çağın'ı görErsem, parmaklarım silaĞya dönüşEr anne!!!'
Parmakların silağya dönüşmesin emi çocuk ! Anne tavsiyesi :)
İKİ DİL ARASINDA...
Geçen gün Kuğulu Park'ta 9-10 yaşlarında bir kız çocuğu gördün.
Büyük bir heyecanla ona, şöyle bağırdın :
'Melaba Büyük Kız!'
'melaba büyük kız' ????
Büyük kız yani 'bambina grande' .
Motomot çeviri diye buna derim işte :)
Ocak 21, 2013
OPAN GAMMISTAAAAY !!!
Müzik hayatımızda önemsediğimiz bir yerde durur.
İyisini ararız, buluruz, tartışırız, arşivleriz, hiç durmadan öğreniriz.
Muhtemelen ilerde anlayacaksın; baban sadece ne dinlediğiyle değil,
nasıl ve ne koşulda dinlediğiyle de alakalıdır.
Sese ve nasıl duyduğuna önem verir.
Hatta bu onun takıntısıdır diyebiliriz :)
Ama işte ...Yadsıyamayacağımız gerçekleri de vardır hayatın.
Popüler kültürün birinci ayağı popüler müzik:)
Uzak kalsan, kalamazsın; kaçmak istesen, kaçamazsın.
İlerde, yıllar sonra bu satırları okurken, şu an paylaştığım bu bağlantı umarım halen çalısıyor olur.
Ne yaparsak yapalım, senin bu şarkıyı delice sevmeni engelleyemedik. :)
Senin dediğin gibi :
Şarkının adı : Gammıstaay!
Şarkıcının da adı : Gammıstay.
Senin söylediğin şekliyle sözleri şöyle :
Eeeeyyy! Setti seeeki!
Opan Gammıstaaay!
Uy uy uy uy! Opan Gammıstay!
Dans konusuna hiç girmiyorum :)
P.S. : Şarkının bi' yerinde, Güney Koreli meşhuuur müzisyen;
metroda 'seksi leydi' diye tanımladığı turuncu saçlı kızı görüyor ve kıza aşık oluyor.
Sen de her seferinde şöyle diyorsun: Anne neden Gammıstay. kıza öyle üzgün üzgün bakıyol? :))
Her neyse...Umarım ilerde sana bırakacağımız arşivi beğenirsin ve dinlersin!
Beniimki sadece bir temenni :)
Veee İşteee:
PSY / GANGNAM STYLE
Ocak 19, 2013
ELİN VE BAVAT
Nedendir bilmem bir süredir aklını evlenmekle bozmuş durumdasın.
Bu konuda anlatılacak en az on hikayem var şu anda. :)
Ama gelin arabasıyla başlamayı uygun buluyorum:
Demin, mini cooper' larından birini, pembe bir kurdelayla bağladık.
Resmen paketleyip bir güzel süsledik.
Sonra dedin ki: Anne, çok güzel oldu. Bu 'elinle bavat' arabası. İçinde 'elinle bavat' var.:)
Uygun bir 'elin' bulursan, tez zamanda 'bavat' olmandan ürküyorum :)
HEY (!) ANNE
Ocak 03, 2013
KIRIK FALAN YOK!
Az önce yanıma geldin ve dedin ki:
'Anne, ben doktorum. Şimdi kalbine bakalım.'
Sonra o minik elini kalbimin üstüne koydun ve şöyle dedin:
'Evet anne, kalbin iyi durumda, kırık falan yok.'
Gerçeği söyleyeyim mi?
Sen varken 'kalp kırılması' ...Mümkün değil çocuk! :)
Aralık 16, 2012
Kasım 14, 2012
OKULDA NE YEDİN?
Bu akşam aramızda geçen konuşma :
- Oğlum okulda ne yedin?
- Muz. mandalina...hmmm...elma.
- !!!!!! Yemek vermiyorlar mı size çocuğum?
- Yok...
- Oğlum doğruyu söyle! Yemek vermediler mi okulda?
- Verdileeer...
- Eeee, ne verdiler?
- Hmmm...Yemeeeek.
- Oğlum iyi de adı ne o yemeğin? Nasıl bi' yemek?
- Muhhhteşemmm bi' yemek!
- ......... Allah allaaah! Oğlum, çorba mı verdiler, pilav mı verdiler, ne verdiler?
- Hah! Çorba verdiler.
- Hah , iyi...Nasıl bi' çorbaydı?
- Muhhhteşemmmm bi' çorbaydı!
- ..............................
:)
Kasım 04, 2012
PORTAKALI SOYDUM BAŞUCUMA KOYDUM!
-Başucuma koydum...Kırmızı muuuuuummmm!
.............
Ben de dedim ki:
-O şarkı öyle değil. Portakalı soydum başucuma koydum. ben bir yalan uydurdum...
-Hııııı.....Söylüyorum anne dinle!
-Tamam.
-Hımmmm...Limonatayı soydum,kırmızı muuum.
-Oğlum ne limonatası? Portakalı soydum, başucuma koydum...
-Tama anne tamam........Portakalın kabuğunu soydum, kırmızı muuuuum!!!
-Vazgeçtim :)









